
Kurucumuz Delfin Tüzünoğlu, lisans eğitimini Fizik alanında tamamlamıştır. Ardından eğitim alanına yönelerek, erken çocukluk döneminde öğrenmeyi bütüncül biçimde ele alan çağdaş yaklaşımlar üzerine uzmanlaşmış; eğitim bilimleri alanında yüksek lisans çalışmalarıyla akademik altyapısını güçlendirmiştir.
Kurucumuz, profesyonel kariyerinin önemli bir bölümünde kurumsal bir yapıda öğretmenlik yapmış, sınıf içi uygulamalar ile birlikte eğitim programlarının planlanması, süreç yönetimi ve ekip çalışması alanlarında kapsamlı deneyim edinmiştir. Bu süreçte; çocuk gelişimini destekleyen eğitim ortamlarının yapılandırılması, öğretmen rehberliğinin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir okul kültürünün oluşturulması üzerine çalışmalar yürütmüştür.
Bu birikimin devamında The Pumpkin Play and Kitchen çatısı altında oyun temelli öğrenme ve ebeveyn-çocuk etkileşimi üzerine saha uygulamaları geliştirmiş; erken yaş gelişimi destekleyen programlar oluşturmuştur.
The Pumpkin Kindergarten, kurucumuzun disiplinler arası bakış açısı ve sahaya dayalı deneyimiyle; çocuğun merakını, yaratıcılığını, sosyal-duygusal gelişimini ve öz düzenleme becerilerini destekleyen nitelikli bir okul öncesi eğitim ortamı sunmak amacıyla hayata geçirilmiştir.
Aynı zamanda iki çocuk annesi olan kurucumuz; okul-aile iş birliğini eğitimin temel bileşenlerinden biri olarak görür. Bu doğrultuda kurum kültürü; çocuğa saygı, güven ilişkisi, tutarlı sınırlar ve sakin öğrenme ritmi üzerine kuruludur.
Kurucumuzdan Mesaj
The Pumpkin Kindergarten’ı kurarken temel hedefim; çocukların kendilerini güvende hissettikleri, meraklarının desteklendiği ve öğrenmenin oyunla bütünleştiği nitelikli bir okul öncesi eğitim ortamı oluşturmaktı. Erken çocukluk döneminde güçlü temellerin; tutarlı bir eğitim anlayışı, sağlam bir kurum kültürü ve güçlü öğretmen rehberliği ile mümkün olduğuna inanıyorum.
Okulumuzda her çocuğun kendi gelişim yolculuğunu saygıyla takip ediyor; sakin bir akış içinde, doğayla bağ kurarak ve üretime alan açarak büyümelerini destekliyoruz. Ailelerle kurduğumuz şeffaf ve güven temelli iş birliğini de bu sürecin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.
